ALP nerede? Nereye kayboldu kaç aydır diye düşünüyor olabilirsiniz (yada düşünmüyorsunuzdur, ALP’lere kaçtım ?). Bir süredir, hatta uzun süredir faklı alanlarla uğraştığımdan mütevellit burayı birazcık ihmal etmiş olabilirim. Gelen maillerden ve yorumlardan anladığım kadarı ile de özleyenler olmuş ❤️️. Özletmek pek bana göre değil dedim ve sizler için yeni bir kategori olan “GEZ” (GEZİLERİM & GEZİ NOTLARIM) ile bir merhaba diyeyim dedim. 

️Tabi bu süre içerisinde yaşadıklarımdan da birazcık bahsetmek gerekirse, öncelikle TUBİTAK UAV‘da 2. Olduk, önümüzdeki yarışmaya gelirseniz de selam vermeyi ihmal etmeyiniz ?‍. Bu sene BTU (Bursa Teknik Üniversitesi) QuadRuplet takımı olarak orada olacağız. Evet, şuanki üniversitem BTU ve bahsetmek istediğim önemli bir konu daha var, oda gelen maillerde bana ABİ demeniz ? Yani tabi içinizden gelirse yine deyin ama benden yaşça çok çok büyük olan biri tarafından denildiğinde utanıyorum ?. Yaşça büyük olduğunuzu nereden anlıyorum derseniz, imzalarda genelde bir üniversitede öğretim görevlisi vb. yazdığından ?. O yüzden belirtmek isterim ki ben 22 Yaşında (1994 Ekim 11, Kutlamak isterseniz diye tam yazıyorum) bir Mekatronik Mühendis’i adayıyım.

Bahsetmediğim ve paylaşmak istediğim bir yenilik var mı diye düşünüyorum, aslında son iki tane daha var oda TahaALPİsli.com‘u açmış olmam, açma sebebim ise hakkımda kısmını biraz daha renklendirmekti açıkcası ve daha yapmak istediğim çok daha farklı işler için bir ön hazırlık diyebiliriz (umarım yapabilirim ?). Şuan bahsetmiyorum, merak edin ?. İkinci olan yenilik ise sitenin tasarımsal açıdan tamamen değişmiş olması. Beğendiğinizi umuyorum ve olası hatalarda da bildirmenizi rica ediyorum ?. Bu arada bundan sonraki “Blog” formatlı yazılarımda emojileri kullanmayı planlıyorum, umarım biraz daha eğlenceli bir yapı katar çünkü resmiyeti pek sevmem (en azından burada).

Gelelim İsviçre‘ye, bu konu hakkında sizlere bir rehber hazırlama mı istermisiniz? Çünkü neredeyse gidilmesi gereken heryerine gittim. Bu yazıyı yayınladıktan sonra da rehber yazmaya başlamak istiyorum, eminim gitmek isteyenler için faydalı olacaktır.

Bu yazıda da gezi notları ve sohbet tadında bir kaç şey yazmak istiyorum. Sonuçta aylardır ortalarda yokum ?.

Okulumun araya girmesini fırsat bilerek hemen biletimi aldım ve 28 Ocakta Zürih’e doğru yola çıktım ✈️ Neden gittim derseniz Hz. Mevlana’nın şöyle bir sözü vardır; “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” O zaman yeni yerlerde görmek lazım öyle değil mi? Çünkü hayat geçiyor, siz bu geçen sürede ister yerinizde durun, isterseniz yeni şeyler deneyin, o zaman mutlaka geçicek. Geçip gidecek. Geriye sadece güzel anılar ve yaşanmışlıklar kalacak, bitip giden her şeyde olduğu gibi.

Gerçi 22 Yıl olmuş, farklı kültürleri tanımak için geç bile kalınılmış. O yüzden arayı kapatayım diye gitmişken Avusturya ve Almanyaya da ucundan bakıp çıktım ?. Çevremde de hep kültür şoku yaşadım derlerdi ama ben sanırım fazla hazırlıklıydım yada olması gerekenin oradaki gibi olduğunu düşündüğümden pekte bir şok yaşamadım açıkcası ve en çok hoşuma giden tarafı ise tam 14 gün orada kalmama rağmen bir kere bile kötü bir şey yaşamamış ve pozitifliğimin bozulmamış olmasıydı (Cağğnım ülkeme döndüğümün ilk dakikası o tüm pozitifiliğimi bozan şeyi tahmin edin.)

Bir kere insana saygı had safhada, buda tüm olayın özeti aslında. Sen birine saygı gösterirsen oda sana saygı gösterir ve hayatının her alanında kavga gürültü yerine sorunları önce konuşarak sonra çok canınız çektiyse kavga gürültüyle halledebilirsiniz.

Herkesin bir birine selam verdiği bir yer düşünün, üstelik bir süre öncesine kadar bizim ülkemizde böyleydi. Ne ara bu hale dönüştük inanması güç. Ben belki tam anlamıyla o dönemlerde doğmamış olsamda eskiden hatırladığım gibi değil artık insanımız ?. Bence sorunlarımızdaki ana etken de bu. “Saygı” ve “Hoşgörü”, bu ikisinden bizde pek kalmamış.

ALPler & ALP isimli çalışmam ??

Konudan konuya atlıya atlıya gitsemde dediğim gibi sohbet tadında bir gezi notu sunmak istiyorum ?.

Gittiğim ilk yerlerden biri yukarıdaki fotoğrafta yer alan Lucerne (Luzern) şehri oldu. Nüfusu sadece 63bin, şehrin geçim kaynağı Çinliler (sanırım, çünkü heryerdeler ?) ülkenin dördüncü en büyük gölü buradan geçiyor ve bu gölde dört kantondan geçiyor (dörtleri seviyorlar demekki) ama asıl bayıldığım yer Pilatus ? dağı oldu. Bizim Uludağ‘ımız kadar yüksekliğe sahip fakat çok dik bir şekilde çıkılmakta, o kadar dikki bir yerde gondol (teleferiğin büyüğü, adı gerçekten gondol mu bilmiyorum, sadece ben öyle demek istiyorum ? Teleferik buysa:? Gondol böyle bir şey: ?) dağa resmen değerek geçmekte ve tabiki asıl olay Mount Pilatus adını verdikleri yerden şehre bakmaktı.

Eğer instagram’dan takip ediyorsanız bir çok fotoğrafı daha ben oradayken görmüşsünüzdür ? çünkü arkadaşlarımın yoğun bir şekilde “fotoğraf at, fotoğraf istiyoruz biz” ısrarları üzerine hat aldım, ardından güzel ve ilgi çekici heryeri anlık olarak sizlerle paylaştım. Takip etmek isterseniz sizi şöyle alalım; instagram/QuadBrain ?

Hat hakkında bilgide vereyim, Sunrise markasının 3GB lık internet sunan hattı 30 Frank + 10 Frank’ta hat ücreti şeklinde alabiliyorsunuz ve benim evimin salonunda kullanmakta zorlandığım 4G’yi +4000metrede bulunan buzul bir dağın içerisinde bile kullanabiliyorsunuz (test edildi, onaylandı.) Daha uygun fiyatlı hat önerim ise SALT olacaktır. Ben etrafta onu göremediğim için Sunrise’ı seçtim ama meğerse heryerde varmış ?.

Hazır ücretlerden bahsetmişken birde size asgari ücretten bahsedeyim. 3.800 Frank yani bunu $3.800 olarak düşünebilirsiniz çünkü İsviçrede Frank, Amerikan dolarından birazcık daha değerli. Üstelik haftada 35 Saat çalışıyorlar. Tabikide haftasonları tatil. Ülke her ne kadar pahalıda olsa, hatta ve hatta turistik açıdan Dünyanın en pahalı ülkesi dahi olsa verilen maaşlar içerisinde yaşan insancıkların çok iyi düzeyde yaşamasına yetiyor. Bizim ülkemizde ki gibi hayatta kalmalarına değil ?. Buyurun size ciddi bir fark daha.

Dikkatimi çeken bir fark daha; hiç bir yerde dilenen insanlar görmedim. Dünyanın bir çok yerinde vardır fakat burada kesinlikle göremedim. Demekki herkes bir şekilde işinde güçünde ?.

Lauterbrunnen & Ahşap Evler

Çok da fazla efenim şurası şöyle farklı, burası şöyle bizden güzel demek istemsemde, gerçekten ciddi farklar var. Hani bizim ülkemiz gerçekten daha güzel ama sorun içerisindekiler.

Yazıyı sizi neşelendirecek bir şeyle noktalandırayım ve bu gezim hakkında sizlere detaylı bir kılavuz sunma sözü vereyim (isterseniz tabi ?).

14 Gün kalacağım için normal bir çanta değil resmen sığınmacı gibi bir valiz hazırladım, tabi bu valiz giderken 28kg iken (Valizimin kendisi 7kg olunca) dönüşte tam 32kg oldu, kilo aldı orada çikolata yemekten ?. O gece bulduğum bir tartıda adeta bir kasap edası ile sırt çantam ile valizim arasında ince ayarlamalar yaparak uçuşa uygun hale getirmeye çalışıyorum ama bilin bakalım ne oldu? GELMEDİ.

Valizi 32kg da sabitlerken sırt çantam tam 15kg oldu, Yani normalin 2 katı ? Üzgünüm THY ama o çanta ile binmek durumunda olduğumdan ve tabiki o çikolataları getirmem gerektiğinden (kendim için değil lütfen ama ?) çantamı köşeye bir yere saklayıp, valiz tesliminden sonra almış olabilirim ? Bununla övünmüyorum ama sonuçta içerisinde laptop’um (ve tabiki çikolatalar ?) olan bir çantayı sahipsiz bırakmakta büyük bir riskti ve sağ salim evime ulaşarak ilk yurtdışı maceramı da mükemmel bir verimlilikle tamamlamış oldum ?.

Şimdi ise yeni yerler ve daha uzun zamanlar için planlar yapıp durmaktayım (daha küçük bir valizle tabiki ?), sanırım bu bir bağımlılık ve umarım bu yazımı beğenmissinizdir, uzun bir aradan sonra yazınca birazcık paslanmış olabilirim ? yada olmayabilirim. Takipte kalın çünkü İsviçre kılavuzunu bu hafta yayınlayacağım. Mutlu günler hepinizi seviyorum ♥️.

Düşüncelerinizi paylaşın;